Hamilelikte ultrason ne dek güvenli

Anne adaylarının kafasını en çok kurcalayan konulardan biri gebelik takibi sırasında yapılan ultrasonografinin ne kadar güvenli olduğu.

Ultrasonografi fetusun değerlendirilmesinde tehlikesiz ve etkin bir yöntem olarak kabul edilir. Gebelik takiplerinde yapılan ultrasonografik incelemeye ‘obstetrik ultrasonografi’ adı verilir. 1970’lerin son çeyreğinde kullanıma girmesinden bu yanlamasına ultrasonografi, obstetrik alanında kullanılan en kayda değer ve vazgeçilmez araçlardan biri olmuştur.

Herşeyin sıradan olduğu durumlarda adet gecikmesinden 1-2 hafta sonra hamilelik varlığının saptanması ve bu gebeliğin rahim içinde resmileşmiş olağan bir gebelik olduğunun gösterilmesi için ultrason incelemesi yapılır. başkaca her rutin kontrolde ultrasonografi yapılabileceği gibi yalnızca 18-20 haftalarda anomali saptanması açısından ikinci seviye inceleme (ayrıntılı ultrason) ve 34. haftada da bebeğin büyüklüğü ve pozisyonunu belirlemek için ikinci bir tahlil yapılmasını öneren ekoller de mevcuttur.

Ülkemizde genelde her rutin kontrolde ultrason yapma eğilimi mevcuttur ve bu tatbik hatalı değildir. Ultrasonografinin uygulamaya girdiği dönemden günümüze dek yapılan o kadar fazla kontrollü çalışmada gelişmekte olan fetus üzerinde herhangi bir negatif etkisinin olduğu gösterilmemiştir.

Transvajinal ultrasonografi nedir ve ne zaman kullanılır?

Özel olarak planlanmış problar yardımıyla ultrasonografi vajinal yoldan yapılabilir.

Bu yöntem pelvik organların değerlendirilmesinde çok daha kaliteli görüntü sağlar ve dolayısıyla fazla daha etkilidir. Özellikle gebe olmayan ya da hamileliğinin çok erken döneminde olan kadınlarda transvajinal ultrasonografi seçim edilmelidir.

Transvajinal ultrasonografi ile fetal kalp atımları 5,5-6 haftada saptanabilir. Hem baş-popo mesafesinin ölçümü bu nesil incelemelerde daha tatminkar olmaktadır.

Bizim uygulamalarımızda 13. haftaya değin bütün ultrason incelemeleri transvajinal yöntemle yapılmaktadır.

Obstetrik uygulamalar dışında genel jinekolojik incelemelerin anında hepsinde transvajinal ultrasonografi tercih edilmelidir. Bu yöntemde hem manzara kalitesi ve güvenilirliği daha yüksek olmakta ayrıca de hastanın idrarının sıkışık olması gerekmediğinden, hatta tercihen mesanesinin manâsız olması gerektiğinden hasta açısından daha konforlu olmaktadır. Mesanenin dolması beklenmediğinden boşboğaz süre kaybı sorunu da ortadan kalkmaktadır.

Doppler Ultrason Nedir?

Doppler prensipi keza NST cihazlarında hem de bebeğin yürek atımlarının dinlenmesinde kullanılan cihazlarda uzun zamandır kullanılmaktadır. Bu prensibin ultrason cihazlarına adapte edilmesi obstetrik alanında yeni ufuklar açmıştır.

Bebeğe ait kan damarlarındaki kan eğilim şekillerinin değerlendirilmesine olasılık tanıyan Doppler Ultrasonografi incelemesi bebeğin iyilik hali hakkında oldukça yardımsever bilgiler verir.

“Color flow mapping” adı bahşedilen teknoloji ise kan akımının monitör üzerinde renkler ile temsil edilen şekilde görülmesini sağlar. Bu yöntemde atardamar ve toplardamarlarda akan kan farklı renkler ile temsil edilir.

3 Boyutlu Ultrason Nedir? Geleneksel ultrasonografinin yerine kullanılabilir mi?

Bu cihazlar birincil zamanlarda öbür açılardan elde ettikleri görüntüyü bilgisayar yazılımları yardımıyla işledikten daha sonra ekrana yansıtmaktayken, günümüzde kullanılan gelişmiş cihazlar çözümleme ile eş zamanlı olarak üç boyutlu manzara üretebilmektedirler. Benzer zamanlıdan gaye prob hastanın karnına konulduğu andan itibaren istenilen 3 boyutlu görüntünün elde edilmesidir.

3 boyutlu ultrasonografinin önemi bebeğe ait bazı anomalilerin çok daha kolaylıkla saptanabilmesidir. Keza anne baba adaylarının bebeklerini daha doğmadan görmeleri aralarındaki psikolojik bağın daha dinç olmasında yardımcı rol oynar.

3 boyutlu ultrasonografi hala yeni bir teknoloji sayılabilir ve hakkında daha fazla çalışmaya gerek vardır. Günümüzde kabul edilen hakiki, üç boyutlu ultrasonografinin geleneksel ultrasonografiyi ortadan kaldıramayacağı ve bunun doppler incelemesi gibi yardımcı bir teknik olduğudur.

Ultrasonografinin bebeğe bir zararı var mıdır?

Ultrasonografi gebe kadınlar üzerinde 40 yıldan daha uzun bir süredir kullanılmaktadır. Ultrasonografide röntgen gibi iyonize radyasyon kullanılmadığından gelişmekte olan fetus üstünde toksik etkiye sahip değildir.

Laboratuvar ortamında uzun süreli ultrason dalgalarına maruz kalınmasının dokularda hafif bir ısınmaya yol açabileceği gösterilmiş olsa da yapılan çok sayıda kliniik çalışmada ultrasonografinin ırk ve hayvanlar üstünde zararlı etkisinin olduğu gösterilememiştir. Yapılan sınırlı büyüklükteki çalışmalarda ultrasonografinin düşük doğum ağırlığı, solaklık ve işitme bozukluğu ile ilgili olduğu öne sürülmekle birlikte bu bulgular geniş hasta sayısı ile yapılan çok sayıda çalışmada doğrulanmamıştır.

Hamilelikte ultrason uygulamaları ile ilgili en büyük risk, bilhassa yeterli tecrübeye sahip olmayan kişiler tarafından yapılan incelemelerde bir takım fetal anomalilerin gözden kaçırılması riskidir. Bu riski en aza indirmek için bütün gebelik boyunca en az bir incelemenin başka bir hekim göre yapılması yaygın ve etkili bir uygulamadır. Merkezimizde de 19-21. haftalarda yapılan ayrıntılı ultrason, perinatoloji eğitimi almış bir doktor tarafından yapılmaktadır.

sizlere ojje.net farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir