Yılda 400 çocuk talasemiyle doğuyor

Talasemi, ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz ülkelerinde manâlı bir afiyet sorunu. 8 Mayıs Dünya Talasemi günü, hastalığa dikkat çekmek ve farkındalığı arttırmak nedeniyle 1993 yılından beri tüm dünyada etkinliklere sahne oluyor.

Toplumu hastalık hakkında bilinçlendirerek hasta çocukların doğmasını önlemek, hastaları daha kaliteli ve daha basit ulaşılabilir çare olanaklarına kavuşturmak, talasemi hastalarını topluma kazandırmak nedeniyle çalışan Türk Pediatrik Kanbilim Derneği, Dünya Talasemi Günü nedeniyle bir izah etme yayınladı.

Talaseminin önlenebilir bir kan hastalığı olduğuna dikkat çeken açıklamadaki bilgilere göre, hastalığın oluşması için iki hastalık geninin ast yanlamasına gelmesi gerekiyor. Rahatsızlık, anne-babadan bebeğe geçiyor. Talasemi genini taşıyan iki kişinin evlenmesi durumunda her gebelikte, bebeğin talasemik olma oranı % 25.

Taşıyıcıların belirlenmesi hastalığı önlemenin birincil adımı. Bunun için toplumun bilgilendirilmesi, evlilik öncesi taramaların ve iki taşıyıcının evlendiği durumlarda doğum öncesi tanı testlerinin yapılması, buna kadar de zorunlu önlemlerin alınması büyük yük taşıyor.

AKRABA EVLİLİĞİNDE RISK ARTIYOR

Anemi yani anemi, kandaki hemoglobin miktarının düşmesiyle gelişiyor. İnsanlarda globin yapımını sağlayan, biri anneden, diğeri babadan gelen iki gen bulunuyor. Eğer kişide bir sağlam, bir hastalıklı gen varsa sağlam gen globin yapımını sağlayacağından ceset bu duruma armoni sağlıyor, hafif kansızlık dıştan bir sorun oluşmuyor. Bu kişilere ‘taşıyıcı’ deniyor, taşıyıcılar bir sorun yaşamasa da rahatsızlık genini çocuklarına geçirebiliyor.

Hastalığın minör ve majör edinmek üzere iki türü bulunuyor. Talasemi minör hastalarının kan ihtiyacının arttığı durumlarda (enfeksiyon, hamilelik, çoğaltma çağı, ağır meslek vb.) dıştan kan almaları laf konusu olabiliyor. Majör grubunda olanların ise hayat boyu dışarıdan kan almaları gerekiyor.

Takip ve tedavisi güç ve fiyatı yüksek olsa da talasemi hastaları yerinde çare ve izlem ile olağan bir yaşam sürebiliyor, çalışabiliyor, evlenebiliyor ve çocuk sahibi olabiliyor. Yerinde vericisi olan hastalarda kemik iliği nakli de ağır talasemi hastalarında bir çare seçeneği ve ülkemizde de başarıyla kullanılıyor. Oysa hastalıkları önlemenin tedavi etmekten daha basit ve ucuz olduğunu unutmamak gerekiyor.

TÜRKİYE’DE 5 BİN HASTA VAR

İstatistiklere tarafından, ülkemizde her yüz kişinin ikisinde talasemi taşıyıcılığı var. Bilhassa Trakya, Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da görülme sıklığı daha fazla. Türkiye’de takriben 1.5 milyon taşıyıcı, 5 bin hasta bulunuyor. Oysa tedbirlere karşın her sene 300 ile 400 talasemi hastası çocuk dünyaya geliyor.

RISKLI İLLERDE EVLILIK ÖNCESİ TEST YAPILIYOR

Sağlık Durumu Bakanlığı’nın belirlediği riskli illerde evlilik öncesi talasemi testleri yapılıyor. 2003 yılında evlenen çiftlerin % 30’u taranırken, 2008’de bu oran % 81’lere çıkmış durumda. Afiyet Bakanlığı talasemili doğan çocuk sayısında % 80 azalma bildiriyor ama hala hasta çocuk doğumu gerçekleşiyor.

DÜNYADA TALASEMİ

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada talasemi sıklığı %5. DSÖ, 300 milyondan fazla taşıyıcının olduğu dünyamızda yeni hasta çocuk doğumunun engellenmesi için taşıyıcıların taranmasını, genetik danışmanlık hizmetlerinin verilmesini, doğum öncesi teşhis yöntemleri kullanılarak hastalığın önlenmesini ve hastaların ideal şekilde izlenmesini öneriyor.

sizlere ojje.net farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir