Bu hafta vizyona girenler- 19 Temmuz

Pasifik Savaşı

Filmin yönetmeni Guillermo del Toro izleyicilere eşsiz bir bilim kurgu filmi arzetmek için Legendary Pictures ile iş birliğine giriyor; Idris Elba, Charlie Hunnam ve Charlie Day filmin başrollerini paylaşıyor.

İnsanoğlunu yok olma tehlikesiyle karşısında karşıya bırakan şey, birdenbire denizin altından gelmeye başlayan Kaiju isimli yaratıklardır. Bu nefret verici varlıklar dünyanın temel kaynaklarını yıkılmış ederken canlı nüfusunu da hızlıca yok etmeye başlarlar. Çaresiz insanlık Jaeger isimli devasa robotlar üreterek felaketi durdurmaya çalışır. Tüm talimatları iki pilottan bölge Jaeger’ler beyin gücüyle çalışan donanımlı ve kuvvetli robotlardır. Ne var fakat apaçık onların bile çözümleyemeceği katastrofik bir gidişat söz konusudur. Tüm çareler tükenmişken ortaya meydana çıkan eski bir pilot ve stajyeri insanlığın son umudu olmaya çalışacaktır.

Ceset

Bir gün bir morgdan iş kadını Mayka’nın cesedi kaybolur. Hayatta her şeyi ahenkli ve planlı olan bu kadının ölümünün arkasındaki giz perdesi az önce aralanamamışken, bundan başka cesedinin ortadan kaybolması olayı daha da karışık ülkü getirir. Dava ile ilgilenmesi için dedektif Jaime Pena görevlendirilir. Jaime de eşini kaybetmiştir ve bu travmanın izlerini az önce bütünüyle atlatamamıştır. Bu davayı keza bireysel duygularını çözüme kavuşturmak keza de halen meslekte iyi bir polis olduğunu kullanmak için değerlendirecektir. Ama olayın pek fazla karanlık noktası vardır fakat davaya dahil olan hiç kimse aslında göründüğü kişi değildir. Cinayetin ve kaybolan cesedin arkasını araştırdıkça keza somut keza manevi bambaşka sonuçlara dürüst yönelecektir…

Oriol Paulo’nun birincil uzun metrajlı sinema filmi olan yapımın başrollerinde Belén Rueda, Hugo Silva ve Aura Garrido bulunuyor.

Manyak

Tatlı ve küçük bir hobbit olarak tanıdığımız Elijah Wood, kusursuz bir manyak olarak karşımıza çıktığı bu filmle izleyicisini şaşırtmayı başarıyor. Filmde canlandırdığı karakter olan Frank, elindeki antika taş mankenleri, öldürdüğü kadınların derileriyle restore ediyor.

Frank, engelleyemediği içgüdüleri ve travmatik geçmişi nedeniyle tanıştığı kadınları barbarca katletmektedir. Bir rastlantı sonucu tanıştığı Anna genç ve hayat dolu bir fotoğrafçıdır. Anna, Frank’in mankenlerini görür ve işlerindeki yaratıcılığa ve kusursuzluğa hayran kalır. Zamanla aralarındaki ilişki arkadaş canlısı bir yüz kazanmaya başlarken, Frank genç kadını huzursuz edici bir saplantı haline getirmeye başlar. Frank, Anna’yı her gördüğünde onu öldürmeye bir lahza daha yaklaşmaktadır.

80’lerde William Lustig göre çekilmiş olan Aja’nın tekrar çevrimi olan film; atmosferi, müzik seçimleri ve sıradışı New York temsiliyle ilkinin gölgesinde kalmamayı başarıyor.

Geceyarısından Önce

Paris’teki ikinci buluşmanın arkasında Jesse ve Celine bir kez daha vedalaşıp kendi yollarına devam eder. Birincil buluşmanın peşinde geçen uzun yılların arkasında bitmiş, bu defa Yunanistan’da karşılaştığımız ikili, bu süreçte bir istif başkalaşım yaşayan, farklı alanlara yönlendirilmiş sürprizlerin yaşanacağı bir hayata doğru yelken açmıştır. Bütün sorunlara ve değişikliklere karşın, değişmez tek şey ise birbirlerine duydukları naif aşktır. Yunanistan’da geçirdikleri bir tatil günü, geçmişlerini muhakeme edip ilişkilerini masaya yatırdıkları doğru bir sohbete şahit olacaktır.

Before Sunrise ve Before Sunset filmlerinin gerisinde yönetmen Richard Linklater ile oyuncular Ethan Hawke ve Julie Delpy’i her yerde bir araya geliyor ve Before Midnight ile birlikte seriye son nokta koyuluyor. Filmin senaryosu önceki filmde olduğu gibi Linklater, Hawke ve Delpy ortaklığının ürünü.

Gönlümü Çaldın

Eski çocukluk arkadaşı olan Josh ve Molly, Los Angeles’tan Chicago’ya bir aile düğünü için dönerler. Fakat Josh’un babasının sağlığı da öyle iyi değildir ve onu üzmemek için sahte nişanlı numarası yaparlar. Ama aile ve dost çevresi bu habere böylece sevinir ki, ikisi adına evlilik ve nikah planı yapmaya başlarlar ve işler çığrından çıkar! Hemen ikisi de bir karar saptamak zorundadır: bu işe bir son verip Los Angeles’a eski hayatlarına geri mi döneceklerdir yahut birbirlerine hissetmeye başladıkları hakiki duygularının akışına bırakıp Chicago’da yeni bir hayat mı kuracaklardır?

Romantik komedi türündeki filmin başrollerini Shane McRae ve Aubrey Dollar paylaşıyor.

Sen Gitmeden Önce

1960’lı yıllarda New Jersey’nin ufak bir muhitinde yaşamış genç müzisyen Douglas ve arkadaşları bir müzik grubu kurarak, rock’n roll türündeki müziklerini geniş kitlelere duyurmayı düş etmektedirler. Günün birinde gerçek birer süperstar olmayı hedefleyen gençler, dönemin müzik ruhunu doyasıya özümseyen gençliği gibi türlü handikaplarla karşılaşırlar. Dönem müziği, radikal bir dönüşümün bacak seslerini sinyâl ederken gençler ve ebeveynleri arasındaki uçurumu da peyderpey genişletmekteydi. Genç müzisyenler hayallerinin ne kadarını gerçekleştirebilecekti?

The Sopranos’un yaratıcısı David Chase’in yönettiği film, dönemin ruhuna esaslı bir görünüm atıyor.

beyazperde

sizlere ojje.net farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir