Bu hafta vizyona girenler- 21 Haziran

Dünya Savaşı Z

Gerry Lane iki kızı ve sevgili eşiyle mutlu bir yaşam sürdüren bir aile babasıdır. Bir gün arabaları trafikte sıkıştığında her zamankinden farklı olarak yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark ederler. Risk çabuk yaklaşmaktadır… Ailesini güvenli bir bölgeye yerleştiren Gerry, ikiye ayrılan dünyayı kurtarmak için zamana karşı yarışacaktır.

Brad Pitt’in keza başrolünü hem de yapımcılığını üstlendiği film, halk müziği ve zombiler aralarında yaşanan sıra dışı bir savaşı odağına alıyor. Film Max Brooks’un benzer adlı kitabından uyarlandı.

Şirin Canavarlar Üniversitesi

Mike ve Sully Sevimli Canavarlar’dan (Monsters, Inc.) sonradan bitmiş beraberler! Canavar edinmek öğrenilebilir! Bu sefer maceranın öncesine, ikilinin üniversite günlerine dönüyoruz. İkili hemen şimdi sıkı arkadaş değiller fakat bu çılgınca eğlenmeyecekleri anlamına da gelmiyor.

Pixar stüdyolarının çok sevilen animasyonunda orijinal dublaj kadrosunda Billy Crystal, John Goodman ve Steve Buscemi gibi isimler karakterlere yaşam verirken yönetmen koltuğunda Dan Scanlon oturuyor.

Hipnozcu

Stockholm’ün banliyölerinden birinde bir aile vahşice öldürülür. Joona Linna adındaki bir komiser olayı araştırmakla görevlendirilir. Joona olay mahalline vardığında, sadece ailenin engelli erkek çocuğunun bu vahşet doymuş saldırıdan kurtulduğunu öğrenir. Kısa süre sonra da ailenin o sırada evde olmayan bir kızlarının sağ olduğu bilgisi gelir. Komiser biran önce kıza ulaşıp onun da korunma altına almasını ister. Olayların aydınlanması içinse sağ kalan erkek çocuğun bildiklerini anlatması gerekir. Engelli çocuğun konuşabilmesi için komiser bir hipnoz uzmanını davaya dahil etmeye karar verir. Dedektifle birlikte çalışan psikiyatrist Erik Maria Bark, çocuğu konuşturup, olayın aydınlatılmasını sağlar. Fakat bu çocuğun bildiklerini anlatması başkalarını tehlikeye düşürecek midir?

En son Altın Küre adayları aralarında bulunan Salmon Fishing in the Yemen filminin yönetmenliğini üstlenen Lasse Hallström’un yönettiği filmin baş rollerinde Tobias Zilliacus, Mikael Persbrandt ve Lena Olin yer alıyor.

Rüzgarlar

Murat sinema filmleri için ses kayıtları alan, sesin ve görselin bellek biriktiren biridir. Bozulmadan kalan nadir yerlerden olan Gökçeada’da ses kayıtları bölge Murat, adaya dair bir resim sergisi de başlatmak ister. Ada ile ilgili çalışırken, tesadüfen 80 yaşlarındaki Madam Styliani ile tanışır ve genç adamla yaşlı kadın aralarında arkadaş canlısı bir dostluk doğar.

Murat madamın kendi sesinden onun yaşam hikayesini kaydeder. Lakin adaya bir sonraki gelişinde madamın vefat ettiğini öğrenir. Kadının tek mirasçısı olan torunu Eleni Fransa’dan cenaze işlemleri için bir süreliğine Gökçeada’ya gelmiştir. Murat’ın aldığı evraklar, Eleni’nin de çocukluğuna ve kendi tarihine bir seyahat olacaktır. öte taraftan köklerine oluşturacağı yolculuğun başlangıcı olurken Murat’ın da adayla kurduğu tahvil ayrı bir ebat kazanır.

Senarist, yapımcı ve yönetmen Selim Evci’nin ikinci uzun metrajlı işi olan filmin kadrosunda Yusuf Nejat Buluz, Mediha Didem Türemen, Rüçhan Çalışkur ve Zeynep Gülmez yer alıyor.

İnşallah

Chloe Kanadalı genç bir doktordur. Yaşamı Ramallah’taki Türk Kızılayı’nda doktorlara destek etmekle, akşam da Kudüs’e geçerek İsrailli bir asker olan kapı komşusu Ava aralarında gidip gelmektedir. Yaşadığı çelişkilerle Chloe, her gün iki şehir arasındaki kontrol noktalarında gidip kazanç ve gebe sığınmacı kadınların barındığı çadırlarda hastalarını muayene eder.Bu arada Rand adındaki hastalarından biriyle de dost olur. Ailesiyle tanıştıktan sonra işgal atındaki yaşam bölgelerinde hayatının nasıl aktığına da şahit olacaktır. Her gün uçurumun iki ayrı yanını görebilen Chloe, birbirlerine düşman arkadaşları arasında köprü kurmaya çalışsa da her iki tarafa da doğrusu tanıdık olmayan olduğunu ayrım edecektir.

Belgeselleriyle tanınan Fransız sinemacı Anais Barbeau-Lavalette’in ikinci uzun metrajlı işi olan filmin başrolünde ise en son Café de Flore filminde izlediğimiz Evelyne Brochu yer alıyor.

38 Tanık

Iş gezisinden evine dönen Louise, yaşadığı sokakta bir ceza işlendiğini öğrenir. Gecenin karanlığında hunharca katledilmiş bir kadın vardır besbelli ama kabahat mahalinde hiçbir tanık yoktur. Cümbür Cemaat cnayetin uyudukları bir sırada işlendiğini bahis etmektedir. Pierre, Louise’in kocası da o anda evde yok işyerindedir. Louise bir müddet sonradan aslında bu cinayetin 38 şahiti olduğunu ve bunlardan brinin de kocası Pierre olduğunu öğrenir. “Bu bayan nasıl öldü” romanından uyarlanan bu filmde şahitlerin vicdanlarının sorularına verdikleri cevapları izlerken kendi vicdanınınla da başbaşa bırakıyor seyirciyi…

sizlere ojje.net farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir