Bu hafta vizyona girenler- 26 Temmuz

Wolverine

Jean Grey’in ölümünün arkasında büyük bir depresyona sürüklenen ve kimliğinden kurtulmak isteyen Wolverine, yıllar önce hayatını kurtarmış olan bir arkadaşının ortaya çıkıp kendisinden destek istemesi sonucu Japonya’ya gidip onu görmeye karar verir. Burada kendisine sunulan öneriyi kabul eden Wolverine, bu sayede sonsuzluk yetisinden kurtulup ölümlü bir canlıya dönüşecektir. Oysa bu etapta Silver Samurai isimli ölümcül bir düşman edindiğinin haberdar değildir. Bu düşmana zalim Viper’ın da eklenmesiyle, tarihi bir savaş başlar. Wolverine bu savaş sürerken, mutant yanına ve geçmişinden gelip kabusu olan bir gizeme karşısında da uğraş etmek zorundadır.

Başrollerini Hugh Jackman, Will Yun Lee ve Tao Okamoto oynadığı filmin yönetmenliğini James Mangold üstleniyor.

Karanlık Cinayetler

Gerçek olaylara dayanan film, Alaska’nın fena meşhur hızlı katili Robert Hansen’in hikayesini anlatıyor. Hansen, yaşadığı çevrede hürmet duyulan bir aile babası olarak tanınsa da, daha sonra 1980’lerde 24 (bu rakam kesinkes bilinmiyor) kadını Alaska’da zor kullanarak kaçırıp öldürdüğü ortaya çıkan soğukkanlı bir cani olarak biliniyor.

Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini birincil uzun metrajlı filmine imza atan Scott Walker üstlenirken, John Cusack’ı Hanson; Nicolas Cage ise filmde Hansen’in elinden kaçan genç bir kurbanın yardımıyla Hansen’i yakalamaya çalışan eyalet polisi olarak seyredeceğiz.

Süper İncir

Prehistorik bir dönemde yaşayan Seikilos intihar etmeye karar verir ve bunun öncesinde Mısır’dan çağırdığı ustalara kendisini ve öldürdüğü aşkı Euterpe mumyalatmaya karar verir. Aradan geçen binlerce yılın arkasında Ege bölgesinde yaşamakta olan bir çoban, mezarı kazara açtığında Seikilos umulmadık bir şekilde canlanır. Gözlerini açtığında ebedi aşkını mezarında bulamayan Seikilos onu aramaya başlar. Bu sırada yolu Mustafa ve Hatice ile kesiştiğinde garip bir macera başlar.

Kerem Sarı’nın yazıp yönettiği filmin başrollerini Volkan Baş, Galibiyet Kaya ve Ece Yentür paylaşıyor.

Aşkın 10 Kuralı

Bir kozmetik cerrahı olan Renato, kadınları her tarafta sonuç konusunda epeyce başarılıdır. Üniversite öğrencisi olan oğlu Marco ise tam tersidir. Son derece içine kapanık ve çekingen bir karaktere sahip olan Marco, part time olarak bir işte çalışıp arkadaşlarıyla birlikte yaşamakta olan ve kadınlar konusunda doğuştan olan tâlihsiz olan bir gençtir. Stefania isimli güzel bir genç kadına aşık olduğunda, babası Renato işi devralır. Renato, oğluna takviye ederek sevdiği kızı kazanmasını sağlayacaktır. Bunu başarmak için Marco’nun yapması gereken tek şey ise babasının yazdığı ’10 Emir’i harfiyen yerine getirmektir. Renato’nun yazdığı 10 Dikte, herhangi bir kadının kalbini galip gelmek için yapılması gereken 10 işlemden bahsetmektedir. Bu kuralları uygulaması gereken Marco, nasıl bir sonuçla karşılacaktır?

Romantik komedi türündeki filmin yönetmen koltuğunda, genel olarak belgesel türünde yapıtlara imza atan İtalyan yönetmen Cristiano Bortone bulunuyor.

Son Konser

Yirmi beş yıllık başarılı bir müzik kariyerine sahip olan ve bulunduğu orkestranın en eski üyesi olan çello sanatçısı Peter, Parkinson hastalığına yakalandığını öğrenir. bu nedenle emekli olma kararını atamak zorunda kalan başarılı artist bir bildiri yaparak durumunu açıklar. Bu durumun yankıları ise oldukça ilginç olacaktır. Sanatçının kararı dengeleri sarsar ve bu durum da grubun geleceğini başkalaşmak üzeredir. Gizli olan ve günyüzüne çıkmaya hazırlanan duygular, benlik savaşları ve dar tutkular yıllar süren bu arkadaşlığı ve işbirliğini yok etmek üzeredir. Birlikte çıktıkları son konser, tüm bu duyguların patlama anına ulaştığı ve müziğin ritmiyle birlikte ilginç bir armoni oluşturduğu sıradışı bir deneyime dönüşür.

Ölümsüz sanatkâr Beethoven’ın eserlerinden esinlenilerek beyazperdeye aktarılan filmin başrollerinde Christopher Walken ve Philip Seymour Hoffman gibi sanatçı isimler yer alıyor.

Sanal Hayatlar

Ailesini aramaya vakit yaratmakta zorlanan işkolik bir avukat, sırları internet ortamına yayılan bir çift, bir sınıf arkadaşına internet üzerinden kabadayılık taslayan çocuğunu yola getirmeye çalışan emekli bir polis memuru ve kariyer arkasından koşan tek tek gazetecinin yetişkin sitelerindeki mücadelesi… Tüm bu karakterleri aynı noktada buluşturan tek şey ise çağımızın buluşu internet! Çağdaş iletişimin yeni adı olan internet bütün köşeli halleriyle masaya yatırılırken birbirinden ayrı bir grup insanın hayatı üzerinde yaptığı benzer etki vurgulanıyor.

Filmin yönetmen koltuğunda 2006 yılında çektiği Murderball belgeseliyle Oscar’a aday gösterilen ve Sundance ilk önce edinmek üzere kayda değer organizasyonlarda ödüle layık görülen Henry Alex Rubin bulunuyor.

Camille Claudel, 1915

Sevgilisi Auguste Rodin tarafından terk edilen Camille, yaşadığı çaresizlikle umutsuzluğa sürüklenmiştir. Durumu gitgide kötüleşen Camille ailesi kadar Fransa’nın güneyinde bir us hastanesine yatırılır. Ama ailesi onun heykel yaparak hayata tutunduğunun haberdar değildir. 30 yıl kapalı kaldığı hastanede keza sanattan uzaktan kalmış hem de bambaşka olduğu için toplum göre dışlanmanın çaresizliğini yaşamıştır. Erkek kardeşi Paul’un ona umut verecek ziyaretini beklemek kapalı kaldığı bu hastanede tek dayanağı olmuştur.

Fransız sanatçı Camille Claudel’in hakiki yaşam hikayesinden uyarlanan filmin başrolünde Juliette Binoche yer alıyor. Filmin senaristliğini ve yönetmenliği ise Hadewijch ve Flandres adlı filmlerden tanıdığımız Bruno Dumont üstleniyor.

sizlere ojje.net farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir